|
İzmir Sanat'ın uygulamaya çabaladığı ilkeler:
"Birincisi, nitelik kaygısı öncelikli bir ölçüt kabul
edildi. Hangi sanat dalı olursa olsun, nitelikli ürünlerin sunulması
esastır.
İkincisi, sanatçı ve sanat kurumları ile yapıcı ilişki
ve işbirliği yöntem olarak benimsenmiştir.
Üçüncüsü, programlı ve sistemli çalışma,
Dördüncüsü, salonların mümkün olduğu kadar verimli ve yoğun
kullanılmasıdır. Bu hedefe erişmek için programların çeşitlenmesi,
periyodik sanat filmi gösterileri ile sinema sanatının belli başlı
eserlerinin seyirciye sürekli sunulması, sanat ve kültür konularına
ilişkin konferans dizileri, sanat akımları hakkında tematik haftalar,
belli sanat üsluplarının değişik sanat dallarındaki verimlerinin
sergilerle, toplantı ve uzmanların konuşmalarıyla, temsil ve konserlerle
özgür programlar halinde gerçekleştirilmesi...
Beşincisi, solist sanatçıların katılımıyla, periyodik oda
müziği konserlerinin İzmirlilere sunulmasıdır. Bu da, orkestra
konserleri dışında dinleme alışkanlığı yaygın olmayan önemli
bir müzik sanatı türünün bilinçli şekilde meraklılara ulaştırılması
anlayışından kaynaklanıyor. Böylece İzmir çok sayıda nitelikli
oda müziği resital ve konserlerine tanık oluyor, ünlü solistleri
dinliyor. Şehrin müzik hayatında yeni bir kategori sistematik
olarak yer almaya başlıyor.
Altıncı ve bir başka ilke; sinema sanatının örneklerini
düzenli programlarla meraklılara izlettirmektir.
Yedincisi, dramatik sanat alanında, gençliğe yönelme ve
sanat tiyatrolarına salon tahsisidir. Sanat değeri taşıyan özel
tiyatrolara İzmir Büyükşehir Belediyesi sanat politikaları uyarınca
destek veriliyor, salon olanakları tanınıyor. Çocuk tiyatrosu
çalışmaları destekleniyor.
Sekizincisi, güzel sanat sergileri düzenlemek. İtiraf edilmelidir
ki sürekli ve nitelikli sergiler sağlanamıyor. Bununla birlikte
"İzmir Sanat" fuayesinde sürekli olmasa bile bir çok
ilgi çekici ve sanat değeri taşıyan sergi gerçekleştirilebilmiştir.
İzmirlilerin, güzel sanat sergileri açısından karşılaşılan zorlukları,
işin galeriler piyasası ve ticari yanı dolayısıyla getirdiği engelleri
takdir edeceklerini ve eksiklikleri anlayışla karşılayacaklarını
umuyoruz.
Dokuzuncu ve esasen her kamu kuruluşunun bağlı olması gereken
bir ilke de, özellikle bir sanat kurumuna yakışan sıcak ve güler
yüzlü ortamın sağlanmasıdır. İzmirliler, İzmir Sanat Faaliyetleri
Merkezi organizasyonlarında kendilerini evlerinde gibi rahat hissetmelidirler.
Bu ilkenin ne kadar gerçekleştiğine elbet İzmir Sanat izleyicileri
karar verecektir.
Bu yıl Onuncu bir ilke daha olacak : İzmir'de ikinci bir
senfoni orkestrası daha doğuyor; Dokuz Eylül Üniversitesi Senfoni
Orkestrası. Devlet Konservatuarından kaynaklanan bu yeni oluşumu
desteklemek, şehrin yerel yönetimi için zevkli bir sorumluluktur.
Bir senfoni orkestrasının ne büyük emeklerle kurulabildiğinin
bilincinde olanlar, bu sorumluluğu takdir edeceklerdir. İzmir'in
ikinci bir senfoni orkestrasına kavuşması demek, müzik ortamının
zamanla katlanarak zenginleşmesi, renklenmesi, derinlik kazanmasıdır.
Bütün İzmir'li sanatseverlerin bu yeni oluşumu destekleyeceklerine
kuşku yoktur." (*)
(*) İzmir Sanat 2003-2004 Yıllık Program kitapçığından alınmıştır.
|